8 Aralık 2014 Pazartesi

kahrolsun

Yirmibeş yaşına bir daha dönmeyeceğim
Ve yarın ölmeyeceğim meçhul
Bütün günü dört duvar arasında geçirmek saçma
Yağmur yağıyor diye dışarı çıkmamak daha da saçma
Aşk engel tanımaz diyen hangi aptalsa canı cehenneme
Kıçık kırık yağmura boyun eğen adamın da öyle
Kahrolsun aşıkların salaklığı
Yaşasın kendini yağmurda eriyecek pamuk şeker sanan sevgili..
Son olarak eklemek istediğim bir şey var haddim olmayarak
Bizim için ağzıyla kuş tutan adamlar yerine ağzımıza sıçan adamları tercih ettik ya la helal olsun bize,

7 Aralık 2014 Pazar

ne çok ne az

Duyguları boyunu aşınca, bir zaman sonra hissetmemeye başlarmış insan..
Ve kin tutandan çok, hissiz bir insandan korkmalısın.
Ben ki saçımı en son kestiğim günden bu yana -ki ne zamandı hatırlamam- korkuyorum kendi içimden
Ben ki titizliğiyle anılan; dişimi fırçaladığımı bile farketmem..
Su içmeyi unuturum çok zaman, uyanmayı unuturum, günleri unuturum ve gülmeyi..
Aslında güldüğüm olmuştur lakin gören oldu mu ? Sanmam !
Az zamanda yemek yemeyi unuturum, belki de yediğimi..
Saçma gelir yaşam, ne çok ne az..
Yeteri kadar
Neden bir atım yok bilmem.
Neden atım olmasını istediğimi bilmediğim kadar..
Kendi kararlarımı camdan bir şişeye koyup bir nehire attım, nehir kurudu, cam şişe güneş ısısıyla yangına sebep oldu, yangın büyüdü büyüdü, tüm fikirlerim kurudu..
Kanadı olmadığı halde uçan süpermani hiç bi zaman kabullenemedim, pelerini olmasaydı da uçar mıydı, meçhul..
Yani demem o ki
Fikirsiz, hissiz ve pelerinsiz bir çizgi karakter oldu benliğim..
Oysa ben de bir şeyler isterdim hayattan, ne çok ne az..